Sultan Sazlığı ve Aladağlar

(Balıkesir, Bursa, Bolu, Nevşehir, Kayseri, Niğde, Konya)

2018-19-05




Nevşehir’in eşsiz manzarasını doyasıya yaşadıktan sonra yolumu dar, virajlı fakat keyifli bir yoldan Sultan Sazlığı’na çeviriyorum. Dağın zirvesinden aşağıya inerken uçsuz bucaksız bir sazlık kendini gösteriyor. Sazlığın bu kadar büyük olduğunu tahmin etmediğim için ilk görüşte biraz şaşırıyorum. Sultan Sazlığı’nın girişine geldiğimde bakımlı ve güzel dizayn edilmiş bir kompleks ile karşılaşıyorum. İçeride, türleri tanıtan heykellerin olduğu küçük bir müze de bulunuyor. 



Sultan Sazlığı çok sık sazlıklardan oluştuğu için içerisinde dolaşabilmek adına yaklaşık 1.5km uzunlukta iskele yapılmış. Bu sayede sazlıkların açıklıklarındaki küçük göletlere ulaşmak mümkün oluyor. Sultan Sazlığı’nda tatlı ve tuzlu su ekosistemleri birlikte bulunuyor. Bu sayede 428 bitki ve 301 kuş türü görülebiliyor.

Sultan Sazlığının güneyinde Aladağlar bulunuyor. Aladağlar Milli Parkı’nın bir kısmı Kayseri bir kısmı ise Niğde sınırları içerisinde. Sultan Sazlığı’nda geçirdiğim 3 günün ardından yolumu Niğde ve devamında Aladağlar’a çeviriyorum.

Niğde’de kuş ve yaban hayat fotoğrafları ile tanıdığım, Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi Zooloji Anabilim Dalında öğretim üyesi, Prof. Dr. Ahmet Karataş ile buluşuyorum. Ahmet Bey akademik kariyeri ve özellikle yabani hayvanlar üzerine bilgi birikimi ile ülkemiz için önemli bir bilim insanı. Kendisi ile buluşur buluşmaz Aladağlar’a doğru yola çıkıyoruz. Mütevazi kişiliği sayesinde yıllardır tanışıyormuşuz gibi neşeli bir yolcuk ve iki gün süren çok keyifli ve eğitici Aladağlar gezintisi yapıyoruz.

Aladağlar’da yüksek rakımlarda yaşayan pek çok kuş türü bulunuyor. Ayrıca çok nadir görülen kara iskete, boz alamecek, büyük dağ bülbülü, anadolu sıvacısı ve ur keklik gibi kuşları da Aladağlar’da bulmak mümkün. Ahmet Bey her bir türü eliyle koymuş gibi bulup gösteriyor. Ur keklik ise çok zor görülebilen ve fotoğraflanması oldukça zor olan bir tür. Bu yüzden onu görebilmek için Aladağlar’ın zirvesine doğru yola çıkıyoruz. Zirve yolculuğunda kıştan çıkmış dağ yolları pek çok küçük taş ile kaplı olduğundan adeta misketlerin üzerinde yürümeye çalışmak gibi bir etki oluşturuyor ve zirveye ulaşmayı zorlaştırıyor. Özellikle keskin virajlı ve dik rampalarda epey zorlansak da her defasında zirveye ulaşmayı başarıyoruz.

Bu rakımda böylesine eşsiz bir manzarada bulunmak bile başlı başına bir heyecan ve keyif verirken bunun üstüne bir de birbirinden güzel, rengarenk kuşları görmek ve fotoğraflamak… Kamp, trekking ve doğayı tanımak için gelen onlarca genç ile tanışmak… Sevimli bir pansiyonda enfes lezzetleri tatmak… Fotoğraflayamasak da ur keklikler ile karşılıklı ıslık çalmak eşsiz bir deneyim… Değmeyin keyfimize :)

Aladağlar Milli Parkı’nda çok etkilendiğim yerlerden biri de Emli Vadisi oldu. Burası insanı derinden etkiliyor. Dar bir girişten sanki çok dar bir vadiye girecekmişsiniz gibi görünürken, sizi ilk anda geniş bir düzlük ve iki yanda kayalık zirveler karşılıyor. Burası tam bir kamp alanı. Şiir gibi bir manzara… Sonrasında ise dar bir yoldan vadinin derinliklerinde kendinizi doğanın kollarına bırakıyorsunuz. 

Aladağlar macerasından dönmeden önce değerli hocam Prof. Dr. Ahmet Karataş ile ‘’Kaybolmadan Keşfet’’ projemiz kapsamında yaban hayatı üzerine kapsamlı bir röportaj gerçekleştiriyoruz. Bu röportajı ilerleyen günlerde www.kaybolmadankesfet.com web sitemizde okuyabilirsiniz…