Ormanların Nazlı Güzeli Kızıl Geyikler

Afyon,Burdur,Antalya,Muğla,Uşak,Denizli

2018-20-05


 

Hazır Sonbaharı bulmuşken sezonu sadece alageyikler ile bitirmek olmazdı. Bu nedenle yolumu Başkent’e çevirdim ve Kızıl Geyikler için yine zorlu bir arazi çalışmasına giriştim. Bu defa alan oldukça geniş. Ankara’dan kuzeyde Bolu’ya güneyde Eskişehir’e kadar uzanıyor. Neyse ki önceki yıllardan bildiğim birkaç bölge bulunuyor. Bu bölgelerden ilkine güneşin doğmasından çok daha önce saat 04:30 gibi giriyorum. Ancak bir şeyler ters gidiyor ve tam olarak nerede olduğumu bir türlü kestiremiyorum. Karanlık nedeniyle her şey çok belirsiz ve daha önce hafızamda kalandan çok farklı. Tüm yolları deniyorum ve hep yolum aslında olmaması gereken geniş asfalt bir yola çıkıyor. 



Sonrasında dağ yollarını da bırakıp vuruyorum L200’ü ormanın içerilerine… Onun için yola ihtiyaç yok Derken tanıdık bir yer gözüme çarpınca durup geyikleri dinlemeye başlıyorum. Sesler biraz uzaktan gelse de en az 3 erkek geyik var alanda. Yakınlardaki bir köyde sabah ezanı okunmaya başlayınca birdenbire ormanda çakalların uluması duyuluyor. Çığlık çığlığa bir uluma seremonisi… Bu çığlıklara daha sonrasında Kurtların ulumaları da eşlik edince tam bir açık hava yaban konseri başlıyor… Güneşin ilk ışıkları ile gerçekler gün yüzüne çıkıyor. Bulunduğum dağın üzerinde kömür madeni bulunmuş ve termik için kömür çıkartılıyor. Bu nedenle de geyiklerin yaşam alanlarının tam ortasından yol geçmiş. Alan ikiye bölünmüş ve orman içlerinde de yeni yollar açılmış. Yaşadığım hayal kırıklığı ve üzüntüyü atlattıktan sonra sesleri takip ederek geyiklerin izini sürmeye başlıyorum.

Üreme mevsiminde erkek geyiklerin sabah erken saatlerde açık alanlara çıkıp böğürerek dişileri kendisine çekmeleri gerekir. Ancak hem sürekli gelip geçen kömür taşıyan kamyonlar hem de aşağıdaki ovada keklik ve bıldırcın avlayan avcıların silah sesleri geyikleri öylesine ürkütmüş ki açık alanda onları görmek neredeyse imkânsız. Sürekli olarak ağaçların aralarından seslerini duyurmaya çalışıyorlar…

Bu kadar olumsuzlukla (aslında çok az şey anlatıyorum) içinizi karartmak istemem ama bu durumları anlatmadan da olmaz. Çünkü ben bu canlılardan onların fotoğraflarını alırken aynı zamanda ne tür zorluklarla boğuştuklarını ve neler yaşadıklarını da sizlere aktarıyorum ki belki küçük de olsa bir farkındalık oluşturabilirim. Kaybolmadan Keşfet projesinin bir amacı da bu. Belki bu sayede onlardan aldığım güzel kerelere anlamlı bir teşekkür etmiş olurum. Doğanın asıl sahipleri yaban hayvanları. Biz insanlar doğanın bir parçasıyız. Ama yabani hayata ait değiliz. O nedenle onların yaşamlarına misafir olarak girmeli ve kalıcı hasarlar bırakmamalıyız. Doğaya yapılacak mecburi müdahaleler en az zararla veya mümkünse daha da faydalı hale dönüştürerek olmalı… Kızıl geyikler ülkemizde nesli tehlike altında olan türlerimizden birisi. Avı normalde yasak. Normalde diyorum çünkü bazı yıllar Bakanlık tarafından açılan ihale ile belli sayılarda yaşlı erkek geyikler Milli Parklar kontrolünde avlatılıyor. Ekonomiye pek bir faydasının olduğunu düşünmüyorum ama bazı yaban hayat uzmanları nesillerinin sağlıklı olması için bu avlanmanın faydalı olduğunu savunuyorlar. İşin en üzücü tarafı ise avlanma zamanı tam da çiftleşme dönemleri olan Sonbahar.

Tamam. Daha fazla üzücü konuya değinmeden bu geyikleri nasıl fotoğrafladığımdan kısaca bahsedeyim. Erkek geyikleri sesin geldiği noktada bulmak için ormanda olabildiğince sessiz ilerleyip yaklaşmaya çalıştım. Onların gelmesini beklediğim zamanlar maalesef boş geçti ve hiçbir geyik yaklaşmadı. Ayrıca erkek geyikler geçtikleri veya biraz oyalandıkları yerlerde oldukça yoğun ve keskin bir koku bırakıyorlar. Bazıları için bu koku hoş gelmeyebilir ama ben adeta 3 yıldır bağımlısı oldum bu konun. Ardıç ağaçlarının kokusu ile harmanlanınca adeta parfüm gibi Toplamda 4 gün boyunca geyiklerin peşinde koştum. Günler ortalama 4 saat uyku ile geçti. Uzun süreler boyunca ortaya çıkmalarını bekledim ve en sonunda tam istediğim ve arzuladığım kareler olmasa da yine de yüzümü güldüren fotoğraflar elde edebildim. Rüyamda sabah erken saatlerde ters ışıkta ağzından buhar çıkarken güçlü ve sağlıklı bir erkek geyiği de fotoğrafladığımı gördüm ama işte… Rüya