Boz Ayının İzinde

(Trabzon, Rize, Artvin, Kars)

2018-14-05




Kaybolmadan keşfetmek için devam eden yolculuğumuzda hedefimizde bu defa boz ayılar var. İnsan baskısı nedeniyle genelde geceleri aktif olan ayıların ülkemizde Sarıkamış ve Artvin civarlarında gündüz görülme ihtimali diğer bölgelere göre daha fazla. Bu nedenle 3. rota kapsamında soluğu Artvin’in Şavşat ilçesinde alıyorum. 

Her ne kadar bu bölgede ayıları görme ihtimali diğer bölgelere göre daha yüksek olsa da, onları görmek yine de o kadar kolay olmuyor. Bu nedenle bölgede yerel bir desteğe ihtiyaç kaçınılmaz. Bölge konusunda bilgilerini ve deneyimlerini paylaşmak üzere tam bir doğa ve yaban hayatı sevdalısı olan Yüksel Ekinci bana destek oluyor. Birlikte gezdiğimiz bölge adeta cennetten bir parça gibi. Yer yer sislerin arasında yer yer bulutların üzerindeyiz. Rüzgâr saçlarımızı okşarken yağmur yüzümüze öpücükler konduruyor ve bazen de gülümseyen güneş içimizi ısıtıyor. 



Buraya gelme amacım ayıları fotoğraflamak olsa da, bu manzarayı gördükten sonra ayıları fotoğraflayamazsam bile üzülmem diyorum kendi kendime… Tam da bu sırada, dürbünle etrafı taradığımız bir anda en az ayıları görmek kadar özel bir ana tanıklık ediyoruz. Gördüğümüz bu özel tür, yerel adı Şamua olan çengel boynuzlu dağkeçisi. 


Uzun bacaklı ama tıknaz bir yapısı olan bu yabani keçi oldukça nadir görülen türlerden biri. Ülkemizde sadece Doğu Karadeniz’de ve çok az sayıda da Erzincan, Tunceli civarında görülebiliyor. Daha ilk günden bu keçiyi görebilmiş olmak beni çok mutlu ediyor. Bol bol fotoğraf çekiyorum. 





Şamualar ile vedalaştıktan sonra ayıların izini sürmeye devam ediyoruz. Yayla yolu kapalı olduğu için bir süre yürümemiz gerekiyor. Burada da manzaranın ve temiz havanın tadını sonuna kadar çıkarıyoruz. Yüksel Bey, hava biraz soğuk olduğu için ayıların daha aşağı kısımlarda olacağını söylüyor ve vakit kaybetmeden köye iniyoruz. Köyde karşılaştığımız ilk kişi yamaçta bir ayının olduğunu söylüyor. Bir süre yamacı izliyoruz ve o bölgede yalnızca yaban domuzlarının olduğunu anlıyoruz. Kısa bir süre sonra biraz daha ileride 4 adet boz ayı görünüyor, grup iki yetişkin ve iki de genç bireyden oluşuyor. Yetişkin ayılardan biri kokusunu bırakmak için yanındaki direğe sürtünüyor.



Hemen araca atlayıp ayıların olduğu alana gidiyoruz. Yüksel Bey bize rehberlik etmesi için karşı köyden Selim isminde bir köylüyü arıyor. Selim Bey ile buluşup ayıların olduğu alanın hemen üst kısmında araçtan iniyor ve alana dalıyoruz. Biraz tedirgin olsam da yanımda işin ehli kişilerin olması beni rahatlatıyor. Ne de olsa doğrudan ayıların üzerine gidiyoruz. Hem de tam güneş batarken! 



Sessiz ve dikkatli bir şekilde ilerlerken ilk ayı ile karşılaşıyoruz, aramızdaki mesafe maksimum 50 metre. Dalların arasından ilk fotoğraf karelerini alıyorum. Ayı deklanşör sesini duysa da burnuna daha çok güveniyor. Havayı bir süre kokluyor ve kokumuzu alamayınca taze otlarla beslenmeye devam ediyor. Derken yine bir deklanşör sesi… Bu sefer burnunu daha da yukarıya kaldırıyor ve bizim kokumuzu alır almaz oldukça hızlı bir şekilde koşarak uzaklaşıyor. 



Daha sonra diğer iki ayıyı aramaya devam ediyoruz. Karşı köyden dürbünle izlerken ayının sürtündüğünü gördüğümüz direği yakından görünce diğer iki ayıyı arama konusunda biraz tedirgin oluyorum. Zira koca direğin diş ve pençe darbeleri ile incecik kaldığını görüyorum. Zaten aramalarımız da sonuç vermiyor, karanlığın da çökmesi nedeniyle dönüş yoluna geçiyoruz. 



Sonraki 3 gün boyunca bu bölgede ayıları aramış olsam da, yalnızca iki ayıya daha rastlayabildim, ilk gün gördüğüm ayılara oranla çok daha uzaktaydılar. Artvin’in bu eşsiz doğasında 4 gün geçirmenin huzuruyla ve yeşile, temiz havaya doymuş olmanın mutluluğu ile rotanın bu bölümünü sonlandırıyorum. 



Artvin, boz ayıların köylüler ile birlikte, güzel bir ilişki içerisinde ve birbirlerine zarar vermeden yaşaması açısından çok güzel bir örnek. Bilindiği gibi, boz ayılar ve yaban domuzları nadiren de olsa bahçelere zarar verebiliyorlar. Artvin’deki köylüler bu sorunu çözmek için hayvanlara zarar vermek gibi yanlış bir yol izlemek yerine, güneş enerjisi sistemine bağlı elektrikli tel örgüler kullanıyorlar. Tellerdeki elektrik canlılara zarar vermeyecek seviyede, sadece oradan uzaklaşmalarını sağlayacak bir şekilde ayarlanmış. Zaten ayılar üzerinde elektrik bulunan telleri ayırt edebildikleri için tellere neredeyse hiç dokunmuyorlar ve tarlalara girmiyorlar. Bu çözümün diğer yörelerimize de örnek olmasını dilerim…